Kod, Karbon ve Kanatlar: Havacılığın Yeşil Dönüşümü 2026'da Hız Kesmeden Devam Ediyor
Tarih: 17 Ocak 2026
Havacılık sektörü, 2026'nın ilk günlerinde, 'daha hızlı ve daha uzağa' mottosundan 'daha temiz ve daha akıllı' bir geleceğe doğru radikal bir dönüşümün eşiğinde olduğunu net bir şekilde gösterdi. Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran ancak gerçek hayatta karşılığı olan teknolojik gelişmeler, sektörün yalnızca yenilikçi değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesini de gözler önüne seriyor. Bu hafta, gökyüzünün teknoloji ve sürdürülebilirlik karnesi oldukça dolu.
SAF: Alternatif Yakıt Olmaktan Çıkıp Zorunluluk Haline Geliyor
İstanbul Havalimanı'ndaki son gelişmeler, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) tedarik zincirinde yapay zeka destekli yeni bir dönemin başladığını müjdeliyor. Karışım oranları ve lojistik operasyonları artık yapay zeka ile yönetilecek. 2026 itibarıyla havayolları için "karbon nötr" olmak, sadece bir itibar meselesi değil, doğrudan finansal bir zorunluluk. Türkiye'nin atık yağlar ve tarımsal atıklardan biyoyakıt üreten yerli girişimlere verdiği destekler meyvesini vermeye başladı. Artık uçakların depolarına giren yakıtın "yeşil" oranı, bilet fiyatlarını belirleyen algoritmalar kadar kritik bir faktör haline geldi.
Yapay Zeka Kulede: Dijital İkizler Hava Trafiğini Yönetiyor
Hava trafik yönetiminde "insan hatasına yer yok" felsefesi, yerini "yapay zeka destekli güvenliğe" bırakıyor. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve yerli teknoloji firmaları tarafından geliştirilen, hava sahasını optimize eden yeni algoritmaların test sonuçları, sektörde heyecan yarattı. Bu teknoloji sayesinde uçakların havada gereksiz yere beklemesi (holding) minimize ediliyor ve anlık meteorolojik verilerle en verimli rotalar belirleniyor. Sonuç olarak, hem zaman hem de tonlarca yakıt tasarrufu sağlanıyor. Gökyüzünün trafik polisi artık daha çevreci bir yazılım.
Sessiz Devrim: Elektrikli Kargo Dronları ile Mikro Lojistik
Şehir içi teslimatlarda kullanılacak yerli üretim kargo İHA'larının (dron) İstanbul'da "otonom uçuş koridoru" testlerine başlaması, mikro lojistik alanında önemli bir devrime işaret ediyor. Büyük kargo uçaklarının taşıdığı yükü, son kilometrede devralacak elektrikli ve sessiz dronlar, lojistiğin karbon ayak izini silmek için atılmış devasa bir adım. Artan pil enerji yoğunluğu ve kısalan şarj süreleri ile kargo teslimatlarının "uçarak" gerçekleşmesi artık çok yakın.
SmartIST: Sadece Beton Değil, Akıllı Bir Lojistik Üs
THY Kargo'nun SmartIST tesislerinin teknolojik altyapısı bu hafta daha da netleşti. Tesisin çatısının tamamen güneş panelleriyle kaplanması ve içerideki robotik ayrıştırma sistemlerinin (AGV - Otonom Yer Araçları) "karanlık depo" (insansız, ışıksız tam otomasyon) konseptiyle çalışacak olması, Türkiye'nin "Yeşil Lojistik" iddiasını pekiştiriyor.
Sonuç: 17 Ocak haftası, havacılığın geleceğinin artık jet motorlarının gücünde değil, bu motorları yöneten kodların zekasında ve yakılan yakıtın kimyasında saklı olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye, yazılım ihraç eden ve biyoyakıt teknolojisine yatırım yapan bir ülke olarak, bu yeni havacılık çağının sadece izleyicisi değil, oyun kurucusu olma potansiyelini taşıyor. Uçaklar hala gürültülü olabilir ancak teknoloji, onların doğaya verdiği zararı sessizce onarıyor.
Not: Önümüzdeki hafta Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı'ndan (EASA) hidrojenle çalışan uçak motorları konusunda beklenen kritik sertifikasyon haberi, yerli motor sanayimizi de yakından ilgilendirecek. Takipte kalmakta fayda var.


