Savunma Analizi: Ankara'da Neler Dönüyor?
17 Ocak 2026 – Sevgili okurlar, bu haftaki köşemde sizleri Ankara'nın savunma ajandasına, hem sahada sessiz sedasız ilerleyen devrimlere hem de masada jet hızıyla gelişen stratejik adımlara davet ediyorum. 2026 yılına girerken, Türkiye'nin savunma vizyonunun artık sadece 'yerli üretim' kalkanına sığınmaktan öteye geçtiğini, teknolojik sürdürülebilirlik ve stratejik çeşitlilik gibi daha karmaşık denklemelerle şekillendiğini görüyoruz. Haftanın öne çıkan üç ana başlığı var: Kara platformlarındaki sessiz ama derinden gelen değişim, Eurofighter diplomasisinin yeniden canlanması ve tabii ki savunma sanayiimizin göğe vuran mali zirvesi.
Kara Kuvvetleri'nde Sessiz Devrim: E-ZPT Dönemi Başlıyor
Haftanın en fütüristik ve heyecan verici adımlarından biri, MKE ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın Cuma günü (16 Ocak) müjdelediği E-ZPT projesiydi. Yıllardır omuz omuza mücadele verdiğimiz M113 Zırhlı Personel Taşıyıcıları (ZPT), hibrit ve tamamen elektrikli sistemlerle yenileniyor. Bu proje, basit bir makyaj operasyonundan çok daha fazlası demek.
Günümüz savaş alanları, sadece tankların gürültüsüyle değil, aynı zamanda sessizliği ve görünmezliğiyle de tanımlanıyor. Düşük operasyonel maliyetler kadar, 'sessiz intikal' ve 'düşük termal iz' gibi unsurlar, muharebede hayatta kalmanın olmazsa olmazları haline geldi. Türkiye'nin ilk elektrikli zırhlı aracının bu şekilde modernize edilmesi, TSK'nın sadece ateş gücüne değil, enerji verimliliği ve gelişmiş gizlilik teknolojilerine de ne denli stratejik yaklaştığının somut bir kanıtı. Bu hamle, yakın gelecekte hibrit tanklar ve otonom kara araçları gibi yeni nesil teknolojilerin de habercisi gibi duruyor.
Eurofighter Typhoon Tedarikinde Vites Yükseliyor
Hafta ortasında (15 Ocak) Milli Savunma Bakanlığı'ndan gelen sinyaller, uzun süredir konuşulan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki konusunda görüşmelerde 'vites yükseltildiğini' gösterdi. Yerli savaş uçağımız KAAN'ın envantere girmesine ve insansız savaş uçağımız KIZILELMA'nın seri üretim hattından çıkmasına hazırlandığımız bu dönemde, Eurofighter'ın yeniden masaya gelmesi dikkat çekici.
Bu stratejik tercihin altında yatan ana sebep, 'güç boşluğu' kabul etmeme ilkesi. KAAN filolarının tam operasyonel güce (FOC) ulaşacağı zamana kadar geçecek süreçte, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın acil 'ara nesil' ihtiyacını karşılamak ve Ege'deki hava dengesini korumak hayati önem taşıyor. Almanya ve İngiltere ile hızlanan görüşmeler, Ankara'nın 'sadece yerli üretime bel bağlamak' ile 'stratejik ortaklıklar ve tedarik imkanlarından faydalanmak' arasındaki o ince dengeyi, son derece pragmatik bir şekilde yönettiğini gösteriyor.
ASELSAN'dan Tarihi Zirve: 30 Milyar Dolarlık Borsa Başarısı
Savunma sanayiinin gücü, sahadaki platformlarla sınırlı kalmaz; onu destekleyen finansal güç de en az o kadar önemlidir. Bu açıdan bakıldığında, ASELSAN'ın 13 Ocak'ta Borsa İstanbul'da 30 milyar dolar piyasa değerini aşan ilk Türk şirketi olması, sektörümüzün geldiği noktayı çarpıcı bir biçimde özetliyor.
Bu finansal zirve, sadece bir borsa rakamı değil; aynı zamanda Türk savunma sanayiinin artık küresel bir oyuncu olduğunun, uluslararası yatırımcıların güvenini kazandığının ve güçlü bir ihracat potansiyeline ulaştığının tescilidir. Şirketin hava savunma sistemleri ve elektronik harp kitleri gibi alanlardaki 'oyun değiştirici' teknolojilerinin, hem TSK'nın hem de dost ve müttefik ülkelerin dikkatini çekmesi, bu yüksek değerlemenin arkasındaki temel motivasyon.
Sahadaki Gerçeklik: Terörle Mücadelede Kararlılık ve Bölgesel Aktörlük
Teknoloji ve diplomasi cephesindeki bu hareketlilik sürerken, sınır ötesinde ve yurt içinde terörle mücadele eden Mehmetçiğimizin kararlılığını da unutmamak gerek. Milli Savunma Bakanlığı'nın haftalık raporlarına göre, geçen hafta 9 teröristin güvenlik güçlerine teslim olması ve sınır ötesindeki operasyonel baskının sürmesi, Türkiye'nin 'terörü kaynağında yok etme' prensibinden 2026'da da taviz vermeyeceğinin bir göstergesi. Bu bağlamda, Libya tezkeresinin uzatılması kararı da, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Afrika stratejilerindeki varlığını sürdürme iradesini pekiştiriyor.
Özetle, 10-17 Ocak haftası, Türkiye'nin 2026 yılına savunma alanında 'hibrit' bir stratejiyle adım attığını gösterdi. Bir yanda elektrikli zırhlılar ve yerli algoritmalarla teknolojik üstünlük hedeflenirken, diğer yanda uluslararası tedarik masaları ve askeri diplomasi ile bölgesel dengeler yönetiliyor. Bu dengeli yaklaşım, Türkiye'yi içinde bulunduğu coğrafyanın çalkantılı sularında güvenli bir liman olarak konumlandıran en önemli güç unsurlarından biri.
NewSky.TR olarak önümüzdeki hafta gözlerimiz, E-ZPT'lerin ilk saha performans verilerinde ve Eurofighter görüşmelerinden sızacak yeni teknik detaylarda olacak. Gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz.


