İran'dan Türkiye'ye Zorunlu Göç: İstanbul Havalimanı Bilet Ofislerinde Yoğunluk
İran'da yaşanan siyasi ve ekonomik çalkantılar, milyonlarca vatandaşı farklı arayışlara iterken, Türk Hava Yolları (THY), AJET ve Pegasus gibi havayollarının İran'a yönelik seferlerini karşılıklı olarak durdurması, seyahat etmek isteyen yolcuları zor durumda bıraktı. Ancak bu durum, uluslararası uçuşları sürdüren İran merkezli havayolları aracılığıyla İstanbul Havalimanı'nı bir geçiş noktası haline getirdi.


Ekonomik Kriz ve Protestoların Etkisi
İran riyalindeki sert değer kaybı ve kötüleşen ekonomik koşullar, ülkede yaklaşık iki hafta önce başlayan protestoların fitilini ateşledi. Yaşanan gerilim, artan baskılar ve temel hizmetlere erişimin kısıtlanması (internet, telefon ve elektrik kesintileri), birçok İranlı vatandaşı göç etmeye zorladı. Bu vatandaşların birincil tercihi, başta ABD ve Avrupa ülkelerindeki yakınlarının yanına ulaşmak oldu. Bu göç dalgasının ilk durağı ise İGA İstanbul Havalimanı olarak belirlendi.
Valizler Dolusu Umut: İstanbul'a Akın
Havalimanına ulaşan İranlı yolcuların, yanlarında alabildikleri kadar çok valizle gelmesi dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor. Bu durum, zorunlu bir göçün ve yeni bir başlangıç yapma çabasının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Kaynakların bildirdiğine göre, İran'dan gelen yolcular, Türkiye'den ABD ve Avrupa'ya aktarma yapmak üzere İstanbul Havalimanı'ndaki bilet satış ofislerinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Özellikle THY'nin dış hatlar gidiş katındaki bilet satış ofisleri, bu yoğunluktan nasibini alıyor.
İstanbul Havalimanı'na gelen İran uyruklu vatandaşlar, Türk Hava Yolları'nın seferleriyle ABD'de New York, Los Angeles, San Francisco, Toronto; Avrupa'da ise Londra, Cenevre, Nice, Düsseldorf, Brüksel ve Oslo gibi destinasyonlara bilet aldıkları öğrenildi.
Yoğun Talep ve Doluluk Oranları
Bu zorunlu göç dalgası, havayolu şirketleri için de önemli bir hareketlilik anlamına geliyor. Özellikle THY'nin ilgili hatlarındaki yolcu doluluk oranlarının önümüzdeki hafta içerisinde de yüksek seyretmesi bekleniyor. Bu durum, uluslararası hava taşımacılığının, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar karşısındaki hassasiyetini ve dönüştürücü gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

