TOKYO HANEDA PİSTİNDE İLK A350 HULL LOSS: JAPONYA ULAŞTIRMA GÜVENLİK KURULU'NUN BULGULARI ORTAYA KOYDU
Tokyo Haneda Havalimanı'nda iki yıl önce meydana gelen trajik çarpışma ve Airbus A350-900 model uçağın ilk defa 'hull loss' (tam hasar) durumuyla sonuçlanan kazasıyla ilgili Japon Ulaştırma Güvenlik Kurulu'nun (JTSB) ön bulguları, olayın nasıl geliştiğine dair önemli detayları aydınlattı. Olayda, Japan Airlines'a ait A350-900 (JA13XJ) tipi yolcu uçağı, kalkış için beklerken Japon Sahil Güvenlik'e ait bir Dash 8 tipi uçağı ile çarpıştı. Bu kaza, dünyanın en gelişmiş yolcu uçaklarından biri olan A350 serisi için ilk tam hasar vakası olarak kayıtlara geçti.


Kaza Analizi: İnsan Hatası ve Durumsal Farkındalık Eksikliği
Japon Ulaştırma Güvenlik Kurulu'nun yayımladığı ön rapor, kazanın temelinde yatan faktörleri net bir şekilde ortaya koyuyor. Uzun süren incelemeler sonucunda, olayın başlıca nedenlerinin insan kaynaklı hatalar olduğu belirtildi. Özellikle Japon Sahil Güvenlik'e ait Dash 8 uçağının mürettebatının, pisti terk etme izni aldıklarına dair yanlış bir algı içinde oldukları belirlendi. Bu durum, pist üzerine kontrolsüz girişin temelini oluşturdu.
Kurul, aynı zamanda Tokyo'daki Hava Trafik Kontrol (ATC) biriminin de kritik bir rol oynadığına işaret etti. ATC'nin, pist üzerinde bulunan Dash 8 uçağını zamanında fark edemediği ve pist doluluğu uyarısı veren sistemin yaklaşık bir dakika boyunca çalmasına rağmen müdahale etmediği saptandı. Bu durum, kontrol kulesinin operasyonel dikkat eksikliğini gözler önüne seriyor.
Dash 8 mürettebatının, kazadan hemen önce acil bir deprem yardım görevine odaklanmış olmasının, genel durumsal farkındalıklarını olumsuz etkileyebileceği de ön bulgular arasında yer aldı. Görev baskısı altında, pist üzerindeki potansiyel tehlikeleri tam olarak değerlendiremedikleri düşünülüyor. Bu karmaşık durum, havacılık güvenliğinde durumsal farkındalığın ne denli hayati olduğunu bir kez daha hatırlattı.


Pilot Gözlemleri ve Görüş Koşulları
Japan Airlines'a ait A350-900 uçağının pilotları açısından ise, çarpışmadan kaçınmak için yeterli zaman ve görüş mesafesinin olmadığı değerlendiriliyor. Uçağın mürettebatının, önündeki pistte bulunan Dash 8 uçağını yeterince erken tespit edememesinin nedenlerinden birinin, o anki görüş koşulları olduğu belirtildi. Kazanın meydana geldiği saatlerdeki hava durumu ve pist üzerindeki ışıklandırmanın, bu durumun oluşmasında rol oynadığına dair analizler yapılıyor.
Bu olay, havacılık sektöründe kullanılan gelişmiş teknolojilere rağmen insan faktörünün ve operasyonel süreçlerin ne kadar kritik olduğunu vurguluyor. Özellikle pist güvenliği ve hava trafik kontrolü prosedürlerinin sürekli olarak gözden geçirilmesi ve güncellenmesi gerekliliği bir kez daha gündeme geldi.
A350'nin Tarihindeki İlk Tam Hasar ve Sektöre Etkileri
Airbus A350 serisi, lansmanından bu yana güvenlik ve teknoloji alanında önemli bir başarı öyküsü yazdı. Ancak Haneda'da yaşanan bu kaza, serinin ilk 'hull loss' vakası olarak kayıtlara geçerek, sektörde şok etkisi yarattı. Bu tür kazalar, sadece ilgili havayolları ve üreticiler için değil, tüm havacılık endüstrisi için ders çıkarma fırsatları sunar.
NewSky.TR'nin edindiği bilgilere göre, kaza sonrası Airbus ve Japan Airlines tarafından yürütülen detaylı teknik incelemelerin devam ettiği belirtiliyor. Bu incelemeler, hem uçak sistemlerinin performansını hem de operasyonel prosedürlerin etkinliğini değerlendirmeyi amaçlıyor. Elde edilecek sonuçlar, gelecekte benzer olayların önlenmesi için önemli ipuçları sağlayacaktır.
Bu trajik olayın ardından, havacılık otoriteleri ve sektör paydaşları, pist güvenliği, mürettebat eğitimi ve hava trafik kontrolü sistemlerinin daha da güçlendirilmesi yönünde ek tedbirler almayı değerlendiriyor. A350'nin ilk tam hasar vakası olması, havacılık güvenliği standartlarının sürekli geliştirilmesi gerektiğinin acı bir hatırlatıcısı oldu.

