FAA Müfettişi United Airlines'a 12,75 Milyon Dolar Dava Açtı: Güvenlik ve Operasyonel Sınırlar Tartışmaya Açıldı
Havacılık dünyasında güvenlik ve operasyonel prosedürler arasındaki ince çizgi, bir kez daha mahkeme salonlarında tartışmaya açıldı. Federal Aviation Administration (FAA) bünyesinde görev yapan kıdemli bir emniyet müfettişi, United Airlines'a karşı açtığı 12,75 milyon dolarlık tazminat davasıyla gündeme bomba gibi düştü.
Olayın Kökeni: San Francisco-Hawaii Uçuşu Öncesi Gerginlik
Davaya konu olan olay, 2022 yılında San Francisco'dan Hawaii'deki Lihue'ye yapılması planlanan bir uçuş öncesinde yaşandı. Görev dışında seyahat eden FAA müfettişi, uçağın geri itme (pushback) manevrası sırasında kabin içinde hasarlı olduğu iddia edilen bir ekipmanı ve koridorda bulunan bir yolcuyu fotoğrafladı. Bu durum, kabin ekibi tarafından şüpheli bir davranış olarak değerlendirildi.
Olayın ardından kaptan pilot devreye girdi ve müfettişten fotoğrafları göstermesi talep edildi. Sonrasında ise uçak, kapıya geri döndürüldü ve müfettişin uçuşuna izin verilmedi. Bu gelişme, United Airlines tarafından ilgili kişiye ömür boyu uçuş yasağı getirilmesiyle sonuçlandı.
Davacı taraf, görev dışında olmasına rağmen, emniyetle ilgili gördüğü hususlara dair potansiyel bir sorumluluk taşıdığını savunuyor.
Süreç ve Kurumsal Tepkiler
United Airlines, olayın ardından durumu FAA'ya rapor etti ve müfettişin şirket üzerindeki bazı denetim yetkileri geçici olarak askıya alındı. Ancak mahkeme, kabin görevlilerinin ifadelerinin güvenilirliğini yeterli bulmadı ve bu suçlamalar düşürüldü. Bunun üzerine müfettişin yetkileri yeniden iade edildi.
Davacı müfettiş, yaşadığı mağduriyetin tazmini için önemli bir meblağ talep ederken, davanın havacılık sektöründe güvenlik kültürü ile operasyonel otorite arasındaki sınırların netleştirilmesi açısından emsal niteliği taşıması bekleniyor.
Güvenlik ve Bireysel Refleksler Çatışması
Uzmanlar, bu tür olayların havacılık güvenliği açısından önemli dersler içerdiğini belirtiyor. Bir yandan, uçuş öncesi kabin içinde yapılan fotoğraf çekimlerinin, özellikle belirli ekipmanlar veya yolcularla ilgili olduğunda, ekipler tarafından potansiyel bir tehdit olarak algılanabilmesi anlaşılabilir bir durum. Diğer yandan ise, havacılık emniyeti alanında uzun yıllar görev yapmış bir müfettişin, güvenlik açıklarını gözlemleme ve kaydetme refleksi de farklı bir bakış açısı sunuyor.
Mahkemenin vereceği karar, hem havayolu şirketlerinin güvenlik politikalarını hem de denetleyici kurumların personelinin görev tanımlarını ve yetki alanlarını yeniden şekillendirebilir.






